Kasım İtiraflarım

Bu ayın ilk itirafı Eylül ve Ekim ayının itiraflarını yazmamış olmam! İtiraflarımı bırak, tek satır dahi yazmadım. Benimki de böyle metruk bir blog… Neden yazmadığımı anlatmak için defalarca post yapmaya karar verdim. Ama iki kelimeyi bir araya getirip de bir türlü başlayamadım.

Başlamak, işte bütün mesele bu. Evet, aklınız hemen Hamlet’e gitti. Ben de alıntıyı yapıştırırım:

“Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa

O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya

Ürkütmese yüreğini?”

Köpek sahiplenen herkes hemen hemen aynı tepkilerle karşılaşıyor tahmin ediyorum.

“Ayyy iğrenç yatağına mı alıyorsun.” Yok şaka şaka…Bu değil. Yani bunu söyleyen de çok var tabi ama… Konuyu dağıtmaya gerek yok!

Genellikle ne kadar iyi bir iş yaptığınızı düşünür çoğu insan. “Bir can kurtardın!” derler. İşin aslı öyle değildir. Kurtarılan bir can vardır. Ama o can tüylü olan değildir.

2015 yılı, 1 haziran günü telefonda anneme sabahları uyanmak için bir nedenim olmadığını söyledim. İntihara meyilli bir tip olduğumdan endişelenip, derhal itfaiyeyi alarma geçirmeyen annem sanırım oldukça anlayışlı bir hatun. Sevdiğim işi yapıyordum, beni darlamayan makul sayıda dostum vardı, herhangi bir sağlık sorunum yoktu. Büyük bir derdim bile yoktu. Ama birşeyler eksikti. Sabahları uyanmak için daha çok nedene ihtiyacım varmış gibi bir buhrana kapılmıştım. 30 yaşın üzerinde bir kadın olarak muhtemelen biyolojik saatim kafamın içinde dan dan vuruyordu. Saat “dan dan” diye vurmaz sanırım. Neyse…

4 haziran günü yani doğumgünümde mümkün olan bütün tesadüflerin biraraya gelmesi sonucu eve June ile döndüm. İtiraf ediyorum ertesi sabah 5’te çişi gelip beni uyandırdığında pişman oldum. İlk günler evin her yerine kakasını yapıp, yastıklarıma işeyip, pabuçlarımı kemirdiğinde daha da pişmandım. Ve ilk haftanın sonuna doğru bir sabah kusma sesi ile uyandım. Manyakça bir endişe halinde yaptığım google araştırmalarım sonucu ölümcül bir hastalığı olduğu tanısı koyup, ağlamaya başladım. Gelip gözyaşlarımı yaladı. Kızım. Güzel kızım. Sonrasını yazarak ifade edebilmem mümkün değil. Bu gerçekten yaşanarak anlaşılabilecek bir duygu. Geçirdiğimiz 1,5 yıl boyunca o benim ruhuma iyi geldi.

Geçtiğimiz Eylül ayının ilk günlerinden birinde June gece yatakta ısrarla koltuk altımı koklamaya başladı. Ona dedim ki:

“Bak kızım, belki tuhaf kokuyor olabilirim. Ama sen de beklemiş ton balığı gibi kokuyorsun!”

Cevabım onu yıldırmadı.Burnuyla aynı yeri dürtükleyip, hırladı. Ciddiye almadım. Birkaç gün aynı şekilde devam etti. En sonunda koltuk altımda bir kitle olduğunu farkettim. Ben bu aydınlanmayı yaşarken, benim kız muhtemelen ne kadar salak bir annesi olduğunu düşünerek kafasını duvara vuruyordu.

Hikayenin sevimsiz hastane kısımlarını hızlıca atlıyorum, şu anda gayet sağlıklıyım! Yani en azından aile hekimimiz June yine bir tarafımı koklamaya başlamadığına göre turp gibi olmalıyım.

Bu süreçte şunun farkına vardım ki o adını anmaya gerek olmayan melun hastalığa kaybettiğim canlarımı, ve yakalanacak diye korktuğum tüm kıymetlilerimi düşünüp durmuşum hayatım boyunca. Endişelerim hep dışa dönükmüş. Bana birşey olur diye ciddi ciddi hiç düşünmemişim. Tuhaf.

Halen Türk tipi “Bana birşey olmaz yeaağğğ, kesseler acımaz!” kafası yaşamaya devam ediyorum. Ancak düzenli olarak elle muayene yapmaya başladım. Neticede çekirge bir sıçrar, iki… Evde burnu ultrason gibi olan bir canlı olsa da, her defasında bu kadar şanslı olacak değilim.

Lütfen siz de muayenelerinizi ihmal etmeyin.

Yani sonuç olarak ben June’un hayatını falan kurtarmadım. O ise benimkini her gün kurtarıyor. Sabahları uyanmak için en güzel nedenim…

Son itirafım ise onun o ton balığına benzeyen kokusunu gerçekten çok sevdiğim. 3 gün ayrı kalsak burnumda tütüyor!

Eğer 2 ay boyunca yazmadığım için beni affederseniz, bundan sonra elimden geldiğince sık yazmaya gayret edeceğim. Ve hatta Kasım hedefim de bu olsun! Böylece “Kasım Hedeflerim” diye bir post yazmaktan da kurtuldum. 🙂

 

14 Comments

Add yours →

  1. Bayıldım ilk defa bir blog yazısı okudum. SEN nelere kadirsin Zeynep ❤❤😘

    Liked by 1 kişi

  2. Cok geçmiş olsun canım benim. Keyifle her yazını okuyorum. Iki kedi annesi olarak benimkilerin sadece et kokusuna tepki verdiklerini itiraf etmeliyim.🙈 Yine de onlari cok seviyorum. Tabi june ve seni de💕😙

    Liked by 1 kişi

  3. Severek takip ettiğim sizin fikri yönünüzle ilgili daha çok şey öğrenmek çok güzel! yazılarınız ve june’in dostluğu daim olsun ☺

    Liked by 1 kişi

  4. Canım Zeynep’im,

    Çok büyük geçmiş olsun.. Yazını okuyunca bir an göz yaşlarım ile umut dolu tebessümüm birbirine karıştı.
    İyi olmana çok sevindim! Seni ve kahraman June’umuzu öpüyorum.

    Çok Şükür 💙🙏🏻

    Liked by 1 kişi

  5. Harikasin Zeyno😍 evinde buyuttugun melek senin için var. . Onlar gerçek dost katıksiz sek seviyorlar anelerinii… senii gerek instada daha çok blogdan takip etmek keyifli güzel kardeşim. Öperim seni ve June ‘ü .sevgiler ♥

    Liked by 1 kişi

  6. ah Zeynep, nasil guzel bir insansin! Cok buyuk gecmis olsun

    Beğen

  7. Sevgili Zeynep hn.tanışmasak da sizin instagramda sıkı takipcinizim aslinda farketmedim degil seyreldi paylaşimlar diye cok cok gecmişler olsun sağliginiza kavuşmaniza sevindim güzel mutlu günler dilerim

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: