Polyanna evin yansın!

Zaten evi yansa da dert etmeyecektir. Evim yandı heyyoooo bu sayede çok sevdiğimiz komuşumuzda falan kaldım diye saçmalayacaktır.

Benim kavgam 11 yaşındaki şirinlik müsveddesi bir kız çocuğu ile değil elbet! Dünyada en çok satan çocuk kitaplarından Polyanna’nın yazarı Eleanor H. Porter, (ki kendisi nurlar içinde yatsın ama ona birkaç çift lafım var) 7 yaşında bir kız çocuğunun iç dünyasını nasıl kararttı yazmamın zamanı geldi.

Şöyle rahatça koltuğa uzanıp çocukluğuma inmeden önce kitabı tekrar okudum. Bu sefer beni üzemedin, Polyanna! Pehhh!

Hatırlamayanlar yahut kendini bir şekilde kurtarıp kitabı okumamış olanlar için kısa özet:

Polyanna aslında gariban bir kız çocuğu, önce annesi sonra babası ölüyor. Yavrucak 11 yaşında yapayalnız kalınca, Beldingsville kasabasında yaşayan hiç tanımadığı teyzesi Polly Harrington’ın yanına gönderiliyor. Teyzesi ve hatta tüm kasaba halkı genel olarak umutsuz vakalar. Hepsi mutsuz, hepsi hayattan bıkmış. Kasabada kasvet hüküm sürüyor.

Polyanna bildiğin kanatsız melek. İyiliğin dünyada vücut bulmuş hali. Kimse hakkında kötü düşünmüyor. Her sevimsiz olaydan iyi bir sonuç çıkarmaya çalışıyor. Mutluluk oyunu adı verilen bir hadise var ki evlerden ırak. Aslında ufaklığın bir suçu da yok. Fakir ama gururlu bir rahip olan babası düşürmüş onu bu yollara. Bu garibanlara bir yardım sandığı geliyor, bizim Polyannacık da her normal kız çocuğu gibi içinden bebek çıkmasını ümit ediyor. Lakin koltuk değneği çıkıyor. Evet koltuk değneği! Ve babası yapıştırıyor cevabı: Hadi üzme canını “Mutluluk Oyunu” oynayalım. Bak bu değneklere ihtiyacın yok, bunun için mutlu olabilirsin.

Pes. Brehh! Brehh!

Kitap boyunca Polyanna’nın bu mutluluk oyununu nasıl oynadığına dair toplam 27 örnek var. Evet, üşenmedim saydım. Misal: Teyzesinin evinde dondurma yenmediğini öğrenince Polyanna’nın tepkisi:” Ama her neyse, bundan da memnun olmalıyım, çünkü yemediğiniz dondurma midenizi ağrıtmaz.”

Çok bilmiş! Şapşik!

Kitapta Polyanna dışında tüm karakterlerin değişimini izliyoruz. Hepsi mutsuz, suratsız, dikkafalı tipler. Ancak Polyanna etkisi ile hepsi dönüşüyor. Kız aslında ayaklı kişisel gelişim kitabı bildiğin! Tek istisna diyebileceğimiz kişi: Dr. Tom Chilton. Bu abimiz aslında sempatik, iyi niyetli bir doktor. Kitabı okuduğum dönemde amcam da ihtisasını yapıyordu. Ki ben de amcama aşığım falan, doktor kelimesi beni büyülüyor. Tabi Dr. Chilton, Polyanna için “keşke onu da reçeteye yazabilsem ya da bir kutu hap gibi satın alabilsem.” dediğinde tüylerim diken diken olmuş, muhtemelen kıskançlıktan kitabın ilgili sayfasını imha etmişimdir. Aman yanlış anlamayın bu Dr. Tom da azdan değil aslında. Vaktinde Polyanna’nın teyzesi ile aşk meşk yaşamış, sonra bir kavganın ardından hoooppp hayata küsmüş. Eeeee dedim ben size kasaba kasvet halinde diye. Hepsi bir şekilde mutsuz!

Neyse benim çocukluğuma dönersek ben dediğim gibi kitabı okuduğumda 7 yaşımdaydım. Oldukça hassas, melankolik bir velet olduğumu anımsıyorum. Ve bu kitabın beni sarsan tarafı bana kendimin ne kadar kötü kalpli olduğunu düşündürmesiydi. Bir kızçe hiç mi kimse hakkında kötü düşünmez, hiç mi umutsuzluğa kapılmaz!?? Şiddetli vicdan azabından uykularım kaçmaya başladı. Ben dünyanın en zalim çocuğuydum! Derdini de hep içine atan bir çocuk olduğum için aklı başında bir insana da danışmadım. Al sana çocukluk travması!

Kasabadaki diğer umutsuz insanlar gibi olduğunu neden düşünmemiştin diye soracaksınız!? Yahu onların Polyanna’dan ne farkı var. Kötü değil sadece mutsuzlar. Zaten Polyanna’ya rastlamalarının ardından hepsi derhal melek gibi oluyor. EEEEeee ben tüm kitabı okuduğum halde hiç öyle melek gibi falan olmadım.

Her kitap, herkesi aynı şekilde etkilemez. Bir kitabı kaç yaşında, hangi birikimle okuduğunuz da mühim. Ve tabi siz kimsiniz.

Yani Polyanna okuyan başka bebeler muhtelemen travma falan olmadı! Hatta daha iyimser olmayı falan öğrendi belki… Bilemem. Ben kendi evladım olsa okutmam.

Kitaptaki temel problem yazarın aslında gayet iyiniyetle örnek teşkil etsin diye “Kusursuz” bir insan karakteri yaratması. Ancak derler ki cehenneme giden yollar iyiniyetle döşenir! Bunu da unutmayacaktın Bayan Porter! Hepimizin kusurları var. Hepimizin içinden bazen iyi bazen kötü düşünceler geçiyor. Evet bazılarımız daha saf, daha iyi… Bazılarımız daha egoist, belki daha kötü. Ve evet hep daha iyi bir versiyonumuzu yaratmak için çaba sarfetmeliyiz. Ama Polyanna zillisi gerçek olmaktan çok uzak.

Koltuk değneği mevzusuna ters köşe yapan yazar, kitabın en sonunda Polyanna’ya bir trafik kazası geçirtiyor. Üffff… Evet biliyorum… Neyse doktorlar artık yürüyemeyeceğini söylüyor. Hemen hemen kitabın son 10 sayfasına sıkıştırılmış bu hadisede görüyoruz ki Polyanna ilk kez umutsuzluğa kapılıyor. Ama yoooooo! Yoooooo!!! Tabi ki imdadına daha önceden ruhlarını kurtardığı kasaba halkı yetişip, ona destek oluyor. Ve tabi kitap mutlu sonla bitiyor. Teyzesi doktorla evleniyor. Kızımız yürümeye başlıyor. Tüm kasaba mutlu.

Öffffff…İçim şişti…

Hayır ben artık nasıl bir bahtsız çocuksam bu kitabı okuduktan birkaç yıl sonra büyükannem trafik kazası geçirdi ve bacağını kaybetti. Hayır oturdum ciddi ciddi Polyanna olsa ne yapardı diye düşündüm. Nedir yani “ohhh mis artık hep evde oturacak büyükannem, bu sayede delicesine pişpirik oynayacağız” mı deseydim??!!! Ben önce lanet olsun dedim. Üzüldüm. Ağladım. Sonra kabullendim.

Polyanna iyimserliğinin naif bir tarafı var. Kabul. Ama yavrucuklarım ben sizden yana değil çevreden endişeliyim. Çevre kötü! Bence Polyanna karakteri bu kadar da gerçek üstü bir kusursuzlukta çizilmemeliydi. Bazen kötü şeyler de düşünmeli, arada umutsuzluğa da kapılmalıydı. Kasabadaki bazı insanlar her türlü çabaya rağmen düzelmemeliydi, içleri kötü olmalıydı. 🙂

Yani sonuç olarak ben Polyanna iyimser olmasın demiyorum. Hobi olarak yine iyimser olsun. Ama her halta amannn yaaa ohhh ne güzel demek yerine, başına gelenleri akıl süzgecinden geçirmeliydi. Ve hakedene:

“-Al o koltuk değneklerini popona …! diyebilecek cesareti de olmalıydı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: